Dört Duvar Ülkesi

I.

Senin aşk dediğin bir dört duvar hikayesi
Alınyazısı,
Dört duvar,
Gelinliğin yarısı.
Başını yastıklar vurmanın sızısı.

Yorgun bir gece,
birazdan uyanacağım.

Kirli sözler geldi kulağıma
Sen miydin?

Komşumuzun kızı geceleri bağırıyor,
Dört duvar ülkesinin ağıtını yakıyor.
Bütün ayakkabılarını kapının önnüne dizmiş,
unutur gibi yapıyor.

Komşunun kızı bağırıyor,
Kasıklarında bir ağrı, içine işliyor.

Ben bir saksının dibinde,
Sigara uykusunda…

Masanın etrafında dört fare gördüm
Gözleri senin gözlerin.
Benim gözlerimse,
Onlar kurban,
Dudaklarım çatlıyor,
Bir sigara kıyısı,
Bir duman rüyası.

Bir adam geçiyor sokaktan
Senin gözerin görmüyor,
Yosunlu kapılardan geçip su içen sen,
Senin kalbin duymuyor.

Gece ağırlaşıyor,
Dört duvar ülkesi derinleşiyor.
Sevişenler bir an duruyor,
Dört duvar ülkesi ağlıyor.

II.

Bir banka oturmuştuk,
Sen gülüyordun,
Kendini bana soruyordun,
Konuşuyordum,
Bembeyaz giyinmiştin,
Gözlerin iri iri parlıyordu,
Konuşmasan,
Gözlerin anlatacaktı.

Huzur mu desem?
Delalet mi?
Senin sıvıların senin,
Benimkiler bende dolaştı.
Şimdi desem sevişecektik.

Dört duvar ülkesi aramızda büyüyor,
Dudaklarım uyuşuyor,
Bu ülke beni seviyor.

III.

Sokak sessizliğin ilk gününde.
Durgunluğun ve sorusuzluğun.
Sokakta aç kargalar var,
Buraların sahibi onlar.
Birkaç siyah bulut çağırdılar.
Sanki birazdan konuşacaklar.
Kargalarla birlikte bir kadın sesi dolduracak sokağı,
Ben ne desem herşey biraz azalacak.
Sen baksan gözlerin küçülecek.
Ne söylesek olmayacak.

Sokak bir gülüp bir ağlayacak.
Komşular kırmızı eteklerini savuracak.
Bu hengame bizim olacak,
Sokağın ortasından akan kan bizim olacak.
Sokak sessizliğe veda edecek,
Dört duvar ülkesi durmadan kanayacak.

IV.

Senin aşk dediğin bir dört duvar hikayesi,
Gömleğin lekesi
Hamile bir kadının korkusu.

Sevişmek dediğin bır kızlık yarası.

Aşağıdaki  kadın kızlık zarı biriktiriyor.
Rüyama girdi kadın,
Bir kapı açılıyordu,
Ardından bir kapı daha…

Ağlamaklı oldu,
Kapılar bir türlü bitmiyordu.
Mavi tişörtlü bir adam çıktı,
Kapılar tükendi.
Nerede olduğumu bilmiyordum,
İzledim onu.

Sonra uyandım,
Kadın hala bağırıyordu.
Sussun istidim, sussun,
Herkesin kızlığını geri versin.

Ancak hava karardığında sustu kadın.
Allahın belası,
Şu kadınlığın yüz karası,
Dört duvar ülkesinin sidikli komşusu.

Akşam olunca boğazıma bir şeyler yerleşiyor.
Eski aşklar tıkanıyor boğazıma.
Boğazım kuru,
Ellerim kuru.
Çölde kalmışçasına derin bir yalnızlık başlıyor sonra…

Başlamaz olsun,
Dört duvar ülkesinin kuralları yeniden işliyor.
Dört duvar beynimde dönüyor.
Unuttuğum ne varsa
Geliyor aklıma.

Senin aşk dediğin bir dört duvar hikayesi.

Sen yalnızlığını şehrin hiç gidilmeyen köşelerinden toplarsın.
Hayat, şu tezgahtaki kitaplar, cüzdanlar, yüzükler gibi kalabalık geçsin istedin ama olmadı.

Sen ne istersen iste
Kaybettik duyguları.

Hayat şimdi dört duvar zamanında geçmekte ve
içinde her zaman deliler sızlamakta.

Övgü Rüzgar
Haziran 1997

Reklamlar