Seçim senin… Kavga mı? Aday mı?

Adil, emeğin değerli olduğu, özgürlükçü, kadın-erkek eşitliğini destekleyen çok kültürlü bir ülke hayal ederken hiçbir zaman bu değşimin siyasi partiler eliyle olacağına inanmadım. Bunun en önemli nedeni parlamentoda iktidar dışındaki kitleleri temsil ettiği varsayılan muhalefet partilerinin de çeşitli ideolojik kılıklara girerek vahşi kapitalizme teslim olduklarından emin olmamdı.

2013 Haziranındaki Gezi Direnişi’ni ortaya çıkaran en önemli dinamiklerden biri de buydu. Son oniki yıldır AKP faşizminin bunalttığı kitlelerin muhalefet partilerinden umudunu keserek sokaklara dökülmesinde ideoloji aramak da yersizdi. Herkes bilir ki Türkiye’nin kalbi İstanbul, İstanbul’un kalbi Taksim’dir. Ve faşizm, doğayı, insanı çarkları arasında ezip yok eden vahşi kapitalizme gericiliği, kökten dinciliği de katarak yeni rejim inşa ederken kalbimize kışla görünümlü bir AVM hançeri saplamak istemişti. Direniş boyunca Gezi Parkı’na siyasi partileri  almak istemeyen kitlelerin büyük çoğunluğu bugün sandığa gitmek istemeyen insanlardan oluşmaktadır. Bunların bir bölümü sandığa gitme motivasyonunu yalnızca Erdoğan karşıtlığı ile güçlendirerek yine “kerhen” bir seçim yapmıştır.

Bu bozuk sistem içinde her türlü arazına rağmen CHP’yi siyasal sünni İslam’a karşı güçlü bir laik refleks olarak kabul eden veya sandığa giderek bu beklentilerini sürdürmek isteyen seçmenlerin çatı adayın ilan edilmesinin ardından büyük hayal kırıklığı yaşadığı da gerçektir. Çatı adayın profilinden bağımsız olarak, milletvekillerinin bir bölümü Haziran direnişine destek veren CHP ile direnişin yanından bile geçmeyen MHP’nin ittifakında sokağın sesini aramak beyhudedir.

Mr. Bulb Character Design, Illustration, Painting Utku Özden

Mr. Bulb
Character Design, Illustration, Painting
Utku Özden

Köylülerin ve beyaz-mavi yakalı diye ayırdığınız işçilerin ne CHP ne MHP ne de BDP’nin milliyetçiliğine de ihtiyacı yoktur. Dincilik- milliyetçilik büyüsüyle uyuşturup İslamcı rejimlerini inşa ederken onları partilerine nafaka ile bağlayanlar ve bu yöntemleri taklit edenlere ise hiç yoktur.

Bizler hangi siyasal akıma veya fraksiyonlarına gönül vermiş olursak olalım gerici faşist iktidar karşısında ona benzeyerek varlığını sürdürmeye çalışan ve egemen milliyetçi – muhafazakar ideoloji tarafından yutulmakta olan siyasal partilerin yok oluşlarına üzülmeyiz. Sadece ve sadece ülkenin siyasal İslamcı bir ideolojiye teslim olmasına karşı duracak sistemin içindeki bir laik refleksi kaybettiğimize üzülürüz. Laiklik ilkesini kaybetmiş, ruhuna muhafazakar milliyetçilik giydirmeye çalışan CHP’nin aydınlık insanların oniki yıldır ona “kerhen” verdikleri bu rolü de sonsuza dek kaybetmeye mahkum olduğunu biliriz.

Muhalefet partilerinin ekonomik kriz ve iktidar partisinin muhtemel iç karışıklıklarından medet umarak iktidar hesabı yapmaları da acziyetlerinin göstergesidir. Gezi Parkı’nda gaz, tazyikli su, cop yiyip sakat kalan, öldürülen, zindanlara atılan gençlerimizin cesaretini göstermeyen hiçbir muhalif hareketin dinci-gerici ideolojiyi yıkmaya muktedir olmadığından eminiz. Cumhurbaşkanlığı seçimi bir kez daha hatırlattı ki muhalefet partilerinin düzenle bir kavgası da yoktur.

Düzenle kavgalı olanların ihtiyacı olan tek şey, aşağılık çarklarınızda ezip, cahil bırakıp kökten dinci cemaatlere teslim ettiğiniz sonra da küçümseyerek parti binalarına bile sokmadığınız kitleleri isyanla diriltecek güçleri örgütlemektir. Zira biliriz ki bu mücadele onlarca yılımızı alsa zaman zaman yenik de düşsek ülkeyi karanlığa sürükleyen siyasal İslam işbirlikçisi neo-liberal emperyal devşirmelere vereceğimiz kerhen veya gönüllü destekten onurludur.

14.08.2014

Reklamlar